Posts tagged ‘google’

Tembelleştiren web sayfaları


Nerdeyse 3 yıldır kullandığım Netvibes.com sitesinden şikayetçiyim. Birçok teknoloji ürünü denedim ama hiçbirinden bu kadar çok memnun kalmadım ama yeter, yeter artık.

Ziyaret edilesi sayfalarda da yer alan netvibes.com sitesi her türlü javascirpt, ajax, web 2.0 ve daha nice enteresan zımbırtıyla üretilmiş harika bir web sayası. Bir çok servisin işini tek penecereden sunduğu için de servis gibi çalıştığını söylemek de mümkün. En basitinden içinde Box.net kutucuğu ile dosya saklıyor, gmail, yahoo, aol, hotmail ve pop3 destekli diğer servislerden mail kutusuna ulaşılıyor, sık kullanılanlar, notlar, bloglar, hava durumu, resim, video, flash vs gibi arama-sorma-görme araçları ile türlü taklalar atıyor. Benim için daha önemli bir özellik olan rss beslemelerini istediğim formatta müthiş hızlı bir şekilde sunuyor olması ki ben bunu görünce yazdığım rss okuyucu programını çöpe attım hemen.

Bu arkadaşların bi ecosystemi var ki içinde kayboluyorsun. Binlerce küçük kullanışlı-kullanışsız kutucuktan bahseden bu yerlere bakmaya insanın vakti yetmiyor. En son google‘ın igoogle diye sunduğu o sevimsiz hizmetin kutucuklarını da kullanabildiğinden beri iyice suyunu çıkardıklarını düşünüyorum.

Bir de kişiye özel sayfa olayını çıkardılar ki akıllara zarar. Sizin özelleştirdiğiniz, rss ile belirlediğiniz sayfaları bir web sayfası halinde http://www.netvibes.com/xxxx altadresiyle kamuya açan bir sayfanız da oluyor. Twitter bişeysi de var olacak ama ben ondan pek bişey anlamadım doğrusu.

Her neyse bu kadar övgüden sonra lafı getireceğim yer işte şurasıdır ki; bu kadar derli toplu bir sayfa beni çok çok hem de çoook tembelleştirdi. Eskiden webin altını üstüne getirirdim, nerde ne var arar bulurdum ve takip ettiğim sitelerin adreslerini aklımda tutar, belli aralıklarla girerdim. Oysa şimdi öyle mi? Karşımda bir konsol var ve ben oradan herşeye ulaşabildiğim için hiç hareket etmiyorum. Orda yeni bir girdi varsa tıklıyor yoksa “hadi yahu” deyip şansıma küsüyorum. Hatta vaktim varsa ööyle bekliyorum ki yeni haber düşsün.

Anlayacağınız girip çıktığım birkaç eskimoda sayfanın dışında bir tek netvibes.com kaldı elimde. Oturduğum her bilgisayardan aynı görüntü ve teknolojiye erişebildğim içinde atsan atılmaz, satsan satılmaz, kaldırsan “o hiç mümkün değil” bir teknoloji üzerime yapıştı kaldı.

Bu günlük girdisini gerçekten bu siteden duyduğum rahatsızlığı dile getirmek için yazıyorum. Bence şu “oturduğunuz yerden şunu yapın” reklamları hayatın bu kadar tatsız olacağını da söylemeyi ihmal etmemeli. Gelişmeye açık bir insanken, pijamalarını giyip televizyon başında “Bakalım bu akşam çarkıfelekten sonra ne varmış?” diye uyuklayan bir adama dönüşüverdim.

Aslında kafamda hala bir çözüm yok. Hiç açmayayaım diyorum ama imkanı yok artık. Çünkü “falan ihtiyacı nasıl karşılarım?” diye kendime sorunca “olm netvibes’te var ya” diye cevap veriyorum. Mutlaka açıcam ama nasıl verdiği uyuşukluktan kurtulucam?

Şimdilik azaltarak bırakma 🙂 yolunu seçeceğim sanırım. Beni yeni dünyalara götürecek web sayfalarını bulmak için de ayrı yöntemler bulmak gerek. Belki sürekli kullandığım google search zımbırtısını da hayatımdan uzaklaştırmanın vakti geldi. Aman Allahım ne oluyor bana!

Kasım 11, 2008 at 9:37 am Yorum bırakın

Google Chrome


İnternet explorer, Opera, Firefox, Safari derken hayatımızın göbeğinde cirit atan google da bir internet tarayıcısı ile hayatımıza girdi. Google’ın Chrome adını verdiği yeni internet taraıcısı şua n için www.google.com/chrome adresinden indirilebilir durumda. Aynen beklediğimiz üreze inanılmaz derecede sade bir tasarıma sahip olan Google Chrome sanıyorum herkeste hoş bir ilk izlenim bırakmıştır. Buyrun yakından bakın:

En tepedeki windowsun mavi taşıma barını gereksiz görmüş olacaklar ki bu barı sekme satırı olarak kullanmışlar. Bu şekilde en tepede sekmeler olacak şekilde sayflarda gezinince insanda simgelerin durduğu sistem çubuğunun tersi bir kullanım tecrübesi yerleşecektri sanıyorum. Çünkü tavana yapışık sekmeler ayrı ayrı çalışan programlar olarak görünüyor kullanıcıya. Bu da ileride işletim sistemi yapacağı söylenen google için müthiş bir masaüstü yazılımı kullanım tecrübesi. Bu arada sekmeleri programlara benzetmişken mavi bar üzerinde sağ tuşa basıyoruz ve bir ne görelim: Görev Yöneticisi. 

Görev yöneticisi XP’nin görev yöneticisi kadar yetenekli bir programcık, Chrome’ın process’lerini görüntüleyip yönetmeye yarıyor. Bu programcık için de dahiyane şeyler düşünülmüş. Hemen aşağıda “Meraklısı için istatistikler” diye bir buton var ki bellek kullanımına dair oldukça gelişmiş bilgiler sunan bir sekme açıyor.

Adres çubuğu üzerinde çalışılmış olduğu açıkça belli oluyor, zira bu zamana kadar adres çubuğunun sadece adresin girildiği bir text alanı olarak kabul edilmişti tarayıcılar tarafından.  Oysa Chrome adresi bölüp parçalayıp hakkında bilgi edinmeyi görev bilmiş. Aşağıda domain kısmının siyah ek kısımlarının gri yazıldığını farketmişsinizdir. Bunun sebeb-i hikmetini anlayamadım ama büyük ihtimal içinden birşeyler çıkacaktır.

Birşeyler çıkan hususlardan da bahsedeyim. Öncelikle açılan liste tamamen firefox3 ün adres listesi özellikleri ile donatılmış. Yazılan kelimenin kayıtlı adres listesindeki en çok bulunma ve en sık ziyaret edilme durumuna bağlı olarak adres önerileri görünüyor ki bunu ne kadar kullanışlı olduğunu kelimelerle anlatmak zor. Bu özelliklerin üzerine bir tanesini daha eklemişler ki bunu çok tuhaf buldum. Diyelim ki bir adres yazıyorsunuz, Chrome sizin yazdığınız adresin ne olduğunu tam olarak anladı (örneğin yahoo.com) siz bu adrese girip arama yapabilirsiniz düşüncesyle hemen sağ tarafta bir öneri görünüyor; “Eğer arama yapmak istiyorsan Tab tuşuna bas”. Bu sayede adres barı otomatikman sizin için o sayfadaki arama işlevini gerçekleştirecek hale geliyor. İşte şöyle bişey:

HTML motoru olarak Safari web tarayıcısının webkit altyapısını kullandığı için HTML Render süresi oldukça iyi. Javascript yorumlamak için V8, diye bir sistem kullanmışlar. Netvibes gibi ağır javascriptler içeren Ajax sitesinde hiçbir sorun yaşamadığım için altyapının sağlam olduğuna kanaat getirdim.

Bir güzel özellik de status barın kaldırılmış olması. Peki “biz fare ile linkin üzerine gelip adresin ne olduğunu öğreniyorduk nasıl olacak şimdi?” diyorsanız onu da çok şık bir şekilde halletmişler. Alt kısımda sadece statusbarda yazının gözükmesi gerektiği zamanda kısa biz statubar oluşturuluyor ve link görünüyor, siz fareyi çekince kayboluyor. Bu sayede tarama alanınız mümkün mertebe büyük kalıyor.

Sık kullanılanlar mevzusu için firefoxtaki adres barına gömülü yıldızlama uygulamasını aynen almışlar çok şık olmuş ama ben uzun bir yer imleri listesi bulamadım. Adres barın hemen altında bir blok var o kadar. Daha sonra yeni sekme açıldığında açılan janjanlı sayfada sık kullanılanların listelendiğini farkettim. Yalnız kullanışlı bir özellik olarak şunu kaydetmeliyiz ki girilen bir site için sayfa menüsünden “Uygulama Kısayolları Oluştur” deyip Masaüstü, Hızlı Başlat ve Başlat menüleri için kısayollar oluşturabiliyorsunuz.

Pencerenin başlığından da anlaşıldığı üzere google gears teknolojisini tarayıcısına güzelce gömüvermiş. Gerçi ben wordpressin gears birlikteliğinin çalışmadığını gözlemledim ama…

İndirme için status bar kısmına indirme durumunu gösteren cici bir bar ekleniyor ve sizi durumdan haberdar ediyor ve işlem bitince kendiliğinden kayboluyor.

Bulduğum güzel özellikler tabii ki de beni çok sevindirdi ama bulamadıklarımı da aktarmadan geçmeyeceğim. Bir kere tarayıcıların olmazsa olmaz özelliklerinden olan tema ve eklenti desteği şuan için Chrome’da bulunmamakta. Her ne kadar vista tarzı şirin bir arayüzü olsa da tema desteği çok farklı bir deneyim. Her sekme ayrı bir process olarak çalıştırıldığı için sekmedeki işlemin kendi başına çökmesi diğerlerini etkilemiyor bu bir avantaj ama belleğin tez zamanda tükenmesine de sebep oluyor.

Eleştiri kısmını uzatmak istemiyorum çünkü yepyepi beta versiyonu bir programda hiçbiri fazla değil. Chrome oldukça iddialı bir giriş yaptı ve ortalığı sarsacak bu bir gerçek. Ancak bizim gibi son kullanıcılar için önemli olan işimizin en iyi şekilde görülmesi ve keyif almak. Chrome bana bu deneyimi tattırdı sizin de sveceğinize eminim.

Eylül 4, 2008 at 1:01 pm Yorum bırakın

Meğer hakia türkçeleşmiş


Başlıktaki “meğer” iki kat daha fazla farkında olunmayan durumun anlaşılması manasında kullanıldı. Başlığa konarak etkinin arttırılması hedeflendi.

Bu edebiyat defteri formatlı giriş paragrafı için özür diliyorum ama hakia‘nın durumunu ifade için fazladan birşeyler yapmam gerekiyordu doğrusu. Bildirgec.org‘ta benim takip edemediğim bir dönemde haberi çıktığı üzere Türk ortakları ve kurucuları bulunan ve semantik arama hizmeti sunan Hakia.com arama sitesi artık Türkçe hizmet vermeye başlamış. Bildirgec‘teki ilgili yazının yorumlarında da ısrarla sunumun ne kadar amatörce yapıldığı, ne kadar eksiği gediği olduğu üzerinde durulmuş. Hak vermemek elde değil.

Öncelikle bildirgec‘e takılan insanların tasarımcı, geliştirici kitlesi haklı olarak hakia‘nın berbat tasarımını eleştiriyorlar ki hem haklılar, hem güçlüler, hem de şaşkınlar. Zira bu site ilk kurulduğu günden beri bu kötü tasarımını devam ettiriyor her nedense. Sonra çıkan sonuçların verimsizliği üzerine yapılan bir yorum oldukça başarılı idi bana göre.

Hakia‘nın türkçe versiyonunu ilan ettiği günkü “Türküz, doğruyuz, çalışkanız, Google’a rakibiz..” hezeyanları ise sanıyorum gören herkesi şaşkınlık ve dehşete düşürmeye yetmiştir. Tamam iddian büyük ama bir insan neden o kadar para yatırdığı ve ciddiye aldığı bir işi böyle amatörce sunmaya kalkar da aldığı bütün manevi desteğin kesilmesine göz yumar. Bu “falan bizim rakibimiz” tarzındaki yarışkanlıkla mücadeleye katılan biri sanıyorum yarışın sonunda en fazla ikinci olabilir. Hep birinin üstüne çıkmaya çalışan biri herkesi geçip birinci olduğunda afallar ve o pozisyonu kaldıramaz çünkü. Gerçi şu halde Hakia‘dan böyle bir başarıda beklenmiyor. O ilk heyecan ve gurur şimdi çok uzaklarda kalmış gibi.

Yorumların dışında işin teknik tarafından “bence” bir şeyler söyleyeyim. Bu semantik arama olayı her ne kadar çok harika gibi görünse de aramaların çoğunun “falan artizin xxx resimleri” şeklinde olduğu düşünülünce bu semantik kurguyu önce insanların kafasında yapmak gerekecek gibi. Yoksa hakia en semantik, en baba( 🙂 ), en kral( : ) ), en damar( 🙂 ), en google ( 🙂 ) aramayı da yapsa zaten bizim işimizi görmeyecek.

Bir de bildirgecteki yorumlarda Bilgi.com sitesinden bahsedilmiş ki bunu ilk defa duymuştum. Biraz karıştırdım ve oldukça başarılı buldum doğrusu. Hele ki siteyi açınca firefox tarayıcımın arama motorları listesine kendini eklettirebildiğini görünce (çok basit ve önemsiz görünebilir ama başarı detaylarda gizldir) birilerinin uğraştığını düşündüm ve sevindim doğrusu.

Bu güzel girişimlerimize -madem kendilerine rakip olarak google‘ı görüyorlar- bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Google Labs artık proje üretmek konusunda kayışı kopardı. Her gün hesap makinesi görünümlü uzay gemisi üretiyorlar, bence bizimkilerin de bu tür projelerle başarıyı yakalamaları iktiza ediyor.

Mayıs 12, 2008 at 9:44 am Yorum bırakın


Takvim

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« Nis    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

İstatistik

  • 42,073 sayfa görüntüleme