Bu aralar

Ocak 28, 2009 at 11:47 am 1 yorum


Buraya yazıyorum ben öylesine. Ne kimsenin okuması, ne de maddi bir kar elde etmek için, sadece yazıyorum. Anlatmak istiyor bazen, öyle uzun söylemek istiyor,  gerek yazarak gerekse konuşarak rahatlamak istiyor bazen insan.

Bazıları için yazmak tıpkı okumak gibi sıkıcıdır. Ben yazmayı kurşun kalemle tekrar okunmak üzere yazmadığım müddetçe severim. Zira yazım çok çirkin daha sonradan kendi yazılarımı okuyamıyorum. Ayrıca kalem tutuşum yüzünden istediğim kadar hızlı da yazamıyorum. Klavye öyle değil, akıyor…

Şimdi hazır bilgisayar bulmuşken, söylemek de geliyorken “söyle o zaman” deyip başladım burada yazmaya. Dediğim gibi “okuyandan, gelen ve gidenden bana ne” modunda uzunca bir müddet devam ettim. Bir zaman wordpress altyapısının istatistikleri ilgimi çekse de yine de “birileri okuyor öyleyse yazmalıyım” demedim, diyemedim. İnsan bir şeyi yapmak istemedikten sonra biraz baskı görürse belki yapmaya karar verebilir ama yazmak öyle değil; iki dünya bir araya gelse yine de içinden birşeyler gelmeyen insan yazamaz, söyleyemez.

Bir arkadaşım bir şekilde google sörfünde tahtası alabora olunca benim yeşil vadimin kenarına sürüklenmiş. (Geçmiş olsun) Bana sinema filmleri hakkında nasıl bu kadar uzun yazabildiğimi soruyor, yazdığım bazı yazılar hakkında olumlu yorumlar yapıyor. Aslında bu benim için oldukça ilginç bir tecrübe bu. Zira ben istesem ki beni takdir etsinler, övsünler, birbirlerine tavsiye etsinler. Bu yüzden her yerde reklamımı yapsam şurda yazıyorum diye. Herhalde bazı kasti girişimler dışında olumsuz eleştiri almazdım hatır-gönül yüzünden ama burda arkadaş beni webde keşfetmiş ve bana “yaz olum ben okuyorum” diyor. Bir bilse benim için ne kadar kısır bir zamana denk geldiğini böyle söylemezdi herhalde.

Sanıyor musun ki öyle yazmak istiyor da oturup yazıyorum. İnsana yazmak gelecek de yazacak, söz gelecek de söyleyecek. Şimdi iyi yazdığım şeklinde bir varsayım yapmıyorum, iyi veya kötü insan ancak içinden gelirse dışarı verebilir demeye çalışıyorum.

Şimdilerde kafama takılan her bişey küçük bir parça laf, küçük bir parça konu, küçük bir parça hayal, küçük bir parça fikir, küçük bir parça his vs yarım bir şeklinde. Hiçbir tam konu kafamı işgal edemiyor, etraflıca düşünemiyor, kurgu ve hayal kuramıyorum. Bunun birçok sebebi olabilir ama bunun üstüne gidecek kadar bile düşüncelerimi toparlayamıyorum. Bu yüzden yazmak için birşeyler birikmiyor ve hatta söylemek için. Sosyal hayatım durgun sözsüz ve hatta birşeyler ifade etmeye çalışan tavırlar ve bakışlardan bile yoksun bir fetret dönemi geçiriyorum şuan.

Müzik dinliyorum ama birgün bayıldığım müziği sonraki gün dinleyemiyorum.

Kitap okumaya çalışıyorum ama 4 aydır aynı kitap içinde debelenme durumundayım. İnce memed hikayesi kafamda belki bin defa bitti ama daha kitap bitmedi. Herhalde o parça pinçik düşüncelerle okuduğum her kısmın sonunu kendim getiriyorum: belki rüyamda belki hayalimde belki de ne bileyim bilgisayar başında iş yaparken; kim bilir. Ama o kitapla ilgili tam olarak söylecek hiçbir sözüm yok.

Bir bakış beni benden alıyor ki öyle karışıyor düşüncelerim ama sonra kimsenin yüzüne bile bakmak istemiyorum.
Mutluyum evet ama beni ne mutlu ediyor ne etmiyor söyleyemiyorum. Sevdiğimi iddia ettiğim şeyi yarın penceremden aşağı nefretle atabilirim.

Yıllarca hayalini kurduğumu işi Allah bana nasip etti ama şuan “Nerdeyim ben, kim bu insanlar, kurtarın beni buradan” dersem şaşırmayın.

İşte böyle alabora olma, olmama veya olamama haleti ruhiyesinde iken en fazla söyleyebileceğim şeyler, kurabileceğim cümleler bunlar. Arkadaşım beni bağışla. Konuşmayı bilemeyen birinden şarkı söylemesini isteyemezsin.

Bu aralar böyleyim ben
Karışık kafası çok
Ellerimle ne tutarsam titrek
Gidecek diye ürkek
Endişeliyim hep ben
Hayalimde ceplerimdekini kaybederek
Tuhaflaştım iyice
Bakmışım ki ellerimde yok
Yokum ellerimde ben
Yokmuş mu hiçbir şey
Yokmuşum ben

Reklamlar

Entry filed under: Genel. Tags: , , , .

Sevmek Aferin Bill Gates’e

1 Yorum Add your own

  • 1. arkadaş  |  Şubat 10, 2009, 5:05 pm

    Yaz da nasıl yazarsan yaz.
    İçinden geldiği gibi,
    Nasıl hissediyorsan öyle…

    Bu gidiş-gelişleri ben de zaman zaman yaşıyorum,
    neyi yazmak konusunda…
    Ancak “kitle baskısı”nı düşünmeden,
    “birileri izliyor” diye kasmadan yazdığında
    daha rahat yazılabildiğini tecrübe ettim.
    Böylelikle yazıların daha kolay çıktığını gördüm…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Takvim

Ocak 2009
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

İstatistik

  • 42,146 sayfa görüntüleme

%d blogcu bunu beğendi: