Zekai Şen, Bulanık Mantık ve Türk Müslüman Bilginler Üzerine

Nisan 9, 2007 at 3:29 pm 4 yorum


Geçtiğimiz cuma günü Profesör Doktor Zekai Şen üniversitemize gelip bir kaç farklı konuda seminer verdi. Biz de bu güzel insnaın bu güzel sohbetlerine(!) katılma fıstaını bulduk.

Önce, sonradan duyduğum gelişme kısmını anlatayım ki daha bir anlamlı olsun. Zekai hoca cuma sabahı (ya da gecesi mi desek) 3.00 da İstanbul’dan uçağa binmiş, bir buçuk saatte Elazığa gelmiş, sonra hazırlıklarını yapmış ve hiç dünlenme fırsatı bulamadan saat 10.00da ilk seminerine başlamış. Bu kısım bana saat 10daki ve saat 14deki iki seminerini dinledikten sonra daha da etkileyici geldi. Çünkü kendisinde hiçbir yorgunluk veya sıkılma emaresi görmememin dışında yaşına göre (60) oldukça dinç ve dinamik bir hali vardı.

İlk semineri bulanık mantık üzerineydi ve zten daha önce  bu konu ile ilgili bir sürü seminer verdiği için sunumlarından bir tanesini açıp anlatmaya başladı. Her ne kadar sunumdaki şekillere neredeyse hiç bakmamış olsa bile insanın bir sunusunun olması herhalde iyi bir şeymiş ki saat 14deki sunumda kullandığı ingilizce ve arapça yazılar bazılarını fena halde rahatsız etti. İlk bahsettiğim mevzuyu tekrar hatırlatarak “Zekai hocanın çok sorumsuz davrandığını ve bir sunu bile hazırlamadığını” söyleyenleri iletmek bana üzüntü veriyor. Doğrusu o yazılanlara hiç de ihtiyacımız yoktu ya her neyse.

Sohbet havasında giden seminerde Zekai Şen sürekli öğrencilerin soru sormasını istediyse de biz gençlerden pek soru çıkmadı malesef. Beni sorarsanız söyleyeyim. Sohbet oldukça keyifli olunca, söylenenlerden de anlamadığım, genişletmek istediğim veya turarsız gördüğüm bölümler olmayınca ben soru soramıyorum. Aklıma bir şey gelmiyor çünkü. “Sen anlat hoca, böyle iyi…” diyesim geliyor. Yine de sorusuz bu sohbetin nasıl bu kadar teferruatlı olduğuna şaşırmadım. Nöral bulanık… dersimizin hocası Erhan Akın bize “Zekai Şen değerli bir hocadır vs.” kabilinden şeyler söylediğinde doğrusu “hep öyledir zaten” havalarında olduğumu kabul etmem gerekir, ancak gelip bir kaç dakika konuştuktan sonra meseleyi çaktım diyebilirim.

Neyse seminerden bir kaç noktayıaktarmm gerekli şimdi. Berbat bir öğrenci veya dinleyici olduğum ortaya çıkacak ama bulanık mantık toplantısı hakkında iletebilceğim bir iki noktadan fazlası malesef kafamda toparlayamadığım şeylerden, belki ileri de onları da yazarım.

İlk olarak söylenmesi gereken sanırım “bulanık mantık nedir?” in cevabı. Bulanık mantığı anlatmak için binyıllardıryerine kullanılan Aristo mantığını açıklamak daha uygun olur. Aristo mantığı ile herşey 1 ve 0 şeklinde ifade edilir. İyi-kötü, doğru-yanlış, az-çok, siyah-beyaz, var-yok gibi. Bir durumu kavramak içinAristocu düşüncede ona ait fikriniz bu şekilde belirgin çizgilerle ayrılan iki seçenekten biri olmalı.

Mesela; genç olmakla ilgili bir kuralınız olsun: 20-30 yaşında olanlar gençtir. Buna göre 20 ile 30 yaşı arasında olanlar mutlaka genç, örneğin 30 yaşından bir yıl bile yaşlı olanlar(31 yaşındakiler) genç değildir. Oysa 30 yaşında birine genç dedikten sonra 31 yaşından bir kaç gün alan insan 30 yaşından yalnızca birkaç gün yaşlıdır. Onda halen genç olma durumu söz konusudur. Ya da 19 yaşında olan birine çocuk dersiniz de 20 yaşında olursa genç dersiniz. Eğer mesele 1 yıllık yaşlanma ise 20 ile 30 yaş arasında 10 yıllık bir yaşlanma olmasına rağmen ikisine de genç demeniz kafa karıştırıcı olmaz mı.

İşte bu şekilde herşeyi kesin çizgilerle ayrıldığı, belirsizliklerin kabul edilmediği mantığa Aristo mantığı denir. Aristo mantığı şuna cevap veremez.

Elinizde bir elma var. Soru şu:

-Bu nedir?

Cevap:

-Elma.

O elmayı ısırıp bir kaç dilim kopardınız. O zaman sorduğunuzda bu nedir diye, eğer yine elma diye cevap verecekseniz ilk elmaya haksızlık etmiş olursunuz, çünkü kendisinden daha eksik bir şey ile aynı değerlendirmeyi yaptınız. Ya da elmayı yediniz geriye sadece çöpü kaldı. Ya bu nedir? Buna hala elma diyebilir misiniz? Cevap “Belki” olabilir sizin kafanızda ama Aristo mantığı buna izin vermez, Aristocu mantıkta o şey ya elmadır ya da değildir.

Oysa bulanık mantıkta bir şeye aidiyet vardır. Siz sağlam elmaya yüzde yüz elma, ısırılmış elmaya yüzde 90 elma çöpü kalmış elmaya da yüzde 10 elma derseniz her durumu da karşılayan cevaplar bulmuş olursunuz ve yanlış bilgi vermiş olmazsınız. Bulanık mantıkta yukarıdaki gençlik örneğini ifade eden sınırlar bulanıktır. Örneğin 25 yaşında olanlar yüzde 98 genç ise 30 yaşında olan yüzde 62 gençtir. Ama 30 yaşında olanı aynı zamanda orta yaşlı sınıfına sokarsanız ve bu kişi yüzde 70 orta yaşlı sınıfına dahil olursa her durumda bu kişinin yaşıyla ilgili değerlendirmeniz daha sağlıklı olacaktır.

İşte bu mantığın babası da Azeri bilimadamı Lütfi Askerzade. İngilizce yazıldığında nedense soyismi ayrı yazıyorlar ve Zadeh diye tek başına kalıyor. Bu şekilde bu büyük şahsın Türk olması durumu da biz Türk milletinin gözünden çabucak kaçıyor ki bu da seminerin konuları arasındaydı. Bulanık mantığın doğu kültürüne ait olması ve Aristocu katı mantığın da batının katı mantalitesinin sistematiğini ifade etmesi dikkate değer bir durum. Çünkü batı bulanık mantığı kendi kafa yapısı yüzünden yıllarca kabul etmedi, hala daha kabul etmekte zorlanıyor.

Bulanık mantığın kabul edilmesinin belki de en önemli unsurlarından biri uzak doğunun bu mantığı kullanarak harika işler çıkarmasıdır. Çünkü Lütfi Askerzade amerikada hala bulanık mantığı anlatırken dinleyici bulamazken uzak doğru ülkeleri bu mantığı kullanarak elektronik cihazlar ürettiler, borsa analizinde kullandılar ve batı bunu görünce fikrini değiştirmek zorunda kaldı.

Bulanık mantıktan başka noktalara kayan sohbet esnasında verilen bir örnek salondakilerin çoğunu değişik bir düünceye sevketti, hem de keyifli keyifli güldürerek.

Zekai hoca bir gün pakistanlı doktora öğrencisine soruyor.Yanlış hatırlamıyorsam adı Nedim gibi birşeydi.”Nedim, sizin dilde kaos kelimesinin karşılığı nedir?”. Malum kaos kelimesi ingilizce kökenli ve bizde de bu şekilde kullanılıyor. Eğer varsa arapça veya farsça kökeni çok ilginç birşey olmalı herhalde. Ama Nedimin cevabı basit: “Buhraaaan”. 🙂

Daha sonra devam edelim…

Reklamlar

Entry filed under: Genel. Tags: , .

Yazılım hatalarının maliyeti üzerine… Söyle alim insan, sence bunlara değer mi?

4 Yorum Add your own

  • […] zamanlar Zekai Şen hocanın okulumuzu ziyareti sonrasında hakkında yarım kalan bir yazı yazmıştım. Meğer günlüğün ilgi odağı bu konu imiş, bilseydim o yazıyı bu halde […]

    Cevapla
  • […] zamanlar Zekai Şen hocanın okulumuzu ziyareti sonrasında hakkında yarım kalan bir yazı yazmıştım. Meğer günlüğün ilgi odağı bu konu imiş, bilseydim o yazıyı bu halde […]

    Cevapla
  • 3. öz meçhul kişi  |  Nisan 2, 2011, 7:08 pm

    bir dahaki yazında edebi olmak uğruna bu kadar kasma. anlatım bozukluğunun da bir sınırı var.

    Cevapla
    • 4. yesilvadi  |  Nisan 2, 2011, 8:01 pm

      Haklisin berbat bi anlatim olmus. Amac edebi anlatim degil de basit konusmayi beceremiyorm ondan oluyor. Eski bir yazi zaten. Elimden geldigince kisa ve acik cumleler kurmaya calisiyorum

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Takvim

Nisan 2007
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

İstatistik

  • 42,824 sayfa görüntüleme

%d blogcu bunu beğendi: