Televizyondan öğrenilen hayatlar!

Şubat 27, 2007 at 6:09 am Yorum bırakın


Eskiden sedece televizyon vardı, televizyonda da Kemal Sunal, Zeki_metin filmleri falan. Televizyondan öyle çok mühim birşeymiş gibi bahsedilmezdi; odamızın bir köşesindeki eğlencelik “şey”di işte.
Sonra ün kazanan bir devlet kurumunu herkes birbirine yakın bir algı biçimiyle kafasına yerleştirdi: RTUK. Ceza kesen, yasak koyan, çocuklarını gelişimini falan bahane eden, TRT ile yakınlığı olası, devlet memurlarının yönettiği, bazen çok eski kafalı, bazen çok kalın kafalı davranan bir devlet kurumuydu bu. Bi kaç kez kanal kapatınca ne kadar güçlü olduğunu anladık. Son sıralarda ise reyting alan programlara verdiği cezalar veya yaptığı yorumlar ile adını duyuyoruz bu kurumun. Benim en çok aklımda kalan son olaylardan Kurtlar Vadisi Terör dizisine ilişkin olan yasaklama kararı.
RTUK başkanı çok fazla sayıda menfi (olumsuz) telefon aldıkları için diziyi yayından kaldırdıklarını açıklıyordu ancak öte yandan o kadar çok müspet telefon da edilmiş RTUK’e. Ayrıca dizinin yyaından kaldırılmaması için kurumun web sitesi de saldırıya uğramış, ele geçirilmiş. Ama sayın başkan siteyi ele geçirenler için “bir kaç kendini bilmez densiz” yorumunu yapmış.
Her neyse, RTUK bu olaydan sonra “yasakçı” tarafını ortaya koymuş oldu. Bana göre yanlış da yapmadı ve yine bana göre “yasak” kelimesi kötü bir kelime de değil zaten. Son sıralarda bu kelimeyi sanki tamamen olumsuz bir şeymiş gibi gösterip insanların her türlü pislği yapmalarının doğru ve insani bir hakmış gibi algılanması sağlanıyor. Sansür kelimesi komple lanetleniyor ki kendi iğrençliklerini hiç bir engelle karşılaşmadan ortaya koyabilsinler, ancak ne zaman onları “en azından” eleştirmek” isteseniz hemen lanetledikleri “sansür” kavramına başvuruyorlar.
Sonuçta dikkat çeken şöyle bir konu var: Kurtlar Vadisi ve benzeri diziler neden yasaklanıyorlar?
Tabii ki şiddet ve terör unsuru içerdikleri ve insanlara kötü örnek oluşturdukları için. Dillere sakız olmuş bir söz var ki artık duymaktan rahatsız oluyorum “Genç bir erkek ne zaman kurtlar vadisini izlese dizi bitince çıkıyor sokağa hemen Polat Alemdar kesiliyor, birine saldırıyor”. Belki doğru belki değil, belki abartı belki az bile emin olamıyorum. Ama genel kabul gören görüşe göre kötü örnek oluyor”muş”.
Şimdi bu sorunu çözdük diyelim. Şiddet unsuur içeren bu diziyi tarihin tozlu raflarına gönderdik ve Türk gençliğidi koruduk öyle mi?
Hayır.
Bir yayın döneminde 60-70 tane yeni diziyi piyasaya süren Türk medyasının diğer bütün dizileri sütten çıkmış ak kaşık mı acaba. Kurtlar vadisinin olumsuzluğunun benzeri bir özelliğe sahip değil mi hiçbiri. Kimseye kötü örnek olmuyor mu ki?
Freud denilen o büyüüüük düşünürü, o adi sapığı, o uçuk doktoru pek sevmem ama söyledikleri tümüyle inkar edilecekı şeyler de değil doğrusu. Freud der ki: “İnsanın davranışlarını belirleyen 2 önemli güdü vardır: şiddet ve cinsellik”. Bunun dışında olanları biz de Freud gibi görmezden gelip bakalım şu meseleye. Hadi Kurtlar Vadisi şiddet içeriyordu yasakladılar, diğer avam sınıfının bile zevk alamayacağı derecede kalitesiz seviyesiz bir yaşam tarzını nakış gibi işledikleri dizileri ne yapacaksın. Hiç bir şekilde Türk yaşam tarzına uygun olmayan, zaten içinde faydalı veya keyiflei öğeler de bulunmayan bu dizileri insanlara nasıl da rahat izlettiriyorlar. Çoğu aslında Türkiyede olmayan liseli kızların bacak ve göğüs açıklıklarından faydalanan, karaktersiz tiplerin aşk diye yaşadıkları hayvani seviyesiz berbaerlikleri ortaya dökmekle malzeme üreten, hayatlarını para ve seks üzerine kurmuş insanların anlatıldığı bu faydasız ve uzun vadede bizi biz olmaktan çıkaracak dizileri yayınlamakta en küçük bir şüphe dahi duymayan RTUK’e ne demeli acaba. Doğrusu bunu yapmaya kalksa o kurumu ortadan kaldırırlar ya neyse.
İnsanlar o kadar çok televizyon izliyor ve o kadar çok şey öğreniyor ki o aptal kutudan artık tek öğreticisi olan bu makinenin ve dolayısıyla o makinenin yayınlarını yapanların kölesi oluyorlar. Düşünün, artık eskisi gibi bir aile hayatı yok, sosyal faaliyetler yok, birçok konuda bilgili, görgülü insanlar yok, sohbetler yok, bayramlarda seyranlarda gidilip görülen yerler, konuşulmaya değeranılar, akrabaların anıları ve onların anlattıkları yok, oyunlar yok, hele hele kitaplar hiç yok, dedelerin ve ninelerin dinlendiği de yok, onların zamanında olan güzellikleri öğrenmek isteyen de yok.
Artık tek öğreticimiz televizyon.
Hal böyle olunca televizyondan Brezilya dizilerindeki gibi bir yaşamı gören genç o dizilerdeki ibnelerden biri olabiliyor ve kimse bunu yadırgamıyor, genç kız bir gece için bilmem kaç yüz bin dolar alıp rahatça fahişeleik yapabiliyor ki buna kimse yine televizyon öğrenilen “kimse bana hesap soramaz öğretiisi” içinde karşı çıkılabiliyor. Gariptir, Türk halkı balo denilen kavramı nerde görmüş nerden bunu icra etmiş diye sorsak cevap olarak kocaman bir bön bakış alırız. Ancak televizyon çocuğu okuldaki muayyen dönemlerde balo yapılması gerektiği kanaatine varıyor (çünkü ona hocası olan diziler öyle söylüyor) ve o baloda televizyonda gördüğü dansı yapmak zorunda hissediyor. Belki okulda sıkılganlığından hiçbir kızla bir arkadaşlık bile kuramamışken orada aslan kesiliyor ve dans etme, dolayısıyla kıza sarılma, belki ilk defa yakından göreme, vücudunu değdirme hakkını elde ediyor. Bütün bu olanlar için kimseye hesap vermek zorunda değil çünü televizyon ona diyor ki sene sonunda balo yapılır, baloda da tava getrilen bir veya birkaç kızla dans edilir. Dans nasıl mı edilir? “Bu soruyu sormak bile ayıptır, o kadar televizyonda filmler oynamaktadır, hiç bakılmamış, öğrenilmemiş midir kardeşim, ayıp ayıp, öğren bu dans etme olayını”.
İnsanlar televizyondan gördükleri bu temelsiz, nesepsiz yaşam tarzını ister istemez kabul etmektedir. Tabii ki insan bazı cahillikleri için suçlanamaz ama Kur’an bu cahillik için bir uyarıda bulunuyor:
“… Ne kadar az düşünüyorsunuz!” Neml Suresi 63
Bir insan sorgulamayı terk ettiği zaman ne kadar insan olarak kalır bilemiyorum. Yaptığı herşeyi televizyondan öğrenen bu millet daha ne kadar tutunabilir onu da bilemiyorum. Tamamen çökmüş olan Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerin iğrenç pompei düzenlerini kabul eden bu milletin ne kadar az düşündüğünü anlamak için bile fazla düşünmek gekermiyor.
Allah Yardımcımız olsun!

Reklamlar

Entry filed under: Genel. Tags: , .

Onun bunun medyasından yalanlar Yazılım hatalarının maliyeti üzerine…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Takvim

Şubat 2007
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728  

İstatistik

  • 42,146 sayfa görüntüleme

%d blogcu bunu beğendi: