Casino Royale

Aralık 2, 2006 at 2:22 pm Yorum bırakın


Nasıl mümkün oldu da gidip izleyebildim bilmiyorum ama 22. James Bond filmini sinemada izleme şansını yakalayabildim. Eşşek kadar afişi insanın gözüne sokuyorlar herkes izlesin diye ama o eşşek kadar afişin üzerinde garip tipsiz, saçları dökülmüş uzun burunlu o adamı görenler “Iyyy James Bond mu mu?” şekilde bir repliği es geçemiyorlar malesef. Adam harbiden ne yakışıklı ne de karizmatik.

Neyse övgülere ve hayranlığımıza verip gittik filme ki ne görelim; meğer kamera ile yapılabilecek şeylere bir de iyi oyunluk eklerseniz olmayacak şey oluyormuş. Meğer o çirkin arkadaş 007 olabilmek için accayip çalışmış ve bir de iki adam öldürmüş (bu filmde geçiyo valla). Yanlız ben filmin başındaki müziği dinleyince baştan olacakları sezmiştim. Dediğim gibi oyunculuk gayet iyi, harcanan para yeterli, senaryo yeterince tutarlı ve fazla uzun idi. Yalnız bir JAmes Bond filminde olmasza olmazlar nedense görmezden gelinmiş burda. Bir kere baştaki o bütün James Bond filmlerinde olan hareketli, heyecan verici kıpır kıprı, filimin özeti olan müzik burda yerini bir romantik komedi dizisinin jenerik müziğine dönüşmüş; burdan filmin çok eksik olacağını düşündüm zaten. Bir James Bond filmi o müziksiz belki sadece Bond filmi olabilir.(eksikliği hissettiniz mi? zaten herkes hissetmiyor)

Sonra bir James Bond filminde daima güzel kadınlar vardır (gerçi beni pek ilgilendirmiyor ama) bu filmde kadınlar birer oyuncuydu sadece. Yani JAmes Bond çizgisinin dışında seçim ve süreç var karşımızda. Bir de bu kadınlarla ilgili malum sahneler olurdu ki bu da es geçilen konular. Dediğim gibi bir filme böylesi bir mantelite fazla bişey zaten katmadığından olmaması birşey deiğiştirmemiş ama James Bond tarzından uzaklaşılmış.

Bir James Bond filmindeki diğer olmazsa olmaz garip, enteresan, acayip (ne derseniz artık) aletler olurdu hep. Ancak bu filmde hiçbir acayipo akıl almaz teknoloji ürünü alet edevat yoktu. BU haliyle de herhangi bir CIA’li ajanlı filmden başka bişey olamamış. Benim gözüm etrafta hep çok fonksiyonlu atom bombalı, patates soyucaklı lpg ile çalışan, uzaktan otomobil ve helikopter kontrol edebilen bir tost makinesi aradı ama malesef bulamadım. 😦

Bir de heyecanlı olması gereken bir James Bond filmi için fazla uzun ve inişli çıkışlı idi. Bir kere Bond filmi sonunda şaşrıtma amacı taşımaz bunun yerine net bir şekilde tehlikenin üzerine yürür. Neyse bu da…

Tabi buna ben karar veremem ama bence bir James Bond filminin kumar oyununa dahil olup dünyayı kurtarmak olamaz. James Bond manyak bir adamdır ve her türlü arıza işleri yapar, aynı zamanda yakışıklı ve karizmadır, sıkıştığı zaman da hiper teknolojik aletlerine başvurur ve sorunu çözer. Burda beyimiz oturmuş gözüyaşlının karşısına kumar oynuyor 😛 Ne yalan söyleyeyim acıdım senaristlere bu kadar mı zor durumdasınız.

Neyse, iyiydi güzeldi ama James Bond değildi diyeceğim ben; kısmetse 23.sünde inşallah.

Reklamlar

Entry filed under: Genel. Tags: .

Orhancık ve aile kavgaları… Seni de vururlar bir gün Ey Acı !

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Takvim

Aralık 2006
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

İstatistik

  • 42,146 sayfa görüntüleme

%d blogcu bunu beğendi: