Hotel Rwanda

Haziran 9, 2006 at 11:15 pm Yorum bırakın


Bu filmi neden bu kadar geç izledim diye kızdım kendime, sanki daha erken izleyince 1994 yılında Hutu’ların Tutsi’lere yaptıklarını engelleyebilecekmişim ya da şimdi olduğundan daha fazla mantıklı, insaflı ya da yardımsever olacakmışım, duyralılığın zirvesine çıkacakmışım gibi.

Şimdi ne yaparsam yapayım olacakları değiştiremeyeceğim. Bu olanlar afrikanın en medeni ülkesi Ruanda’da yaşandı. 18. yüzyılda bütün afrika kabileler halinde yaşarken Ruanda çağdaşı olan diğer ülkeler gibi krallıkla yönetilen medeni ve mutlu bir ülke idi. Bütün afrikaya örnek olacak yönetimi ve insanları vardı taa ki ilkel avrupa insanları buraya gelip onları da kendi aşağılık sömürge imparatorluklarına katıncaya kadar.

Önce onları ezdiler; bu kolaydı, her zaman dışarıdan gelen bir saldırıya -en azından- sabretmek nispeten daha kolaydır.

Sonra başarılı olmadıklarını düşünmüş olacaklar ki dahiyane bir fikir ortaya atıp onları, o tek renk, tek dil, tek kültür halinde olan milleti ikiye ayırdılar Hutu ve Tutsi diye. Aslında Hutu ve Tutsi isimli kabileler yoktu ortada, sadece hayvancılıkla uğraşanlar ve tarımla uğraşanlar vardı. Ama zeki(!) ve merhamaetli(!) Fransız ve Belçikalı yamyamlar onlara birer kabile bağışladılar.

Bu yapay soylar önce bir sorun oluşturmayacak gibi görünüyordu ama beyaz adamın bunu burada bırakacağı yoktu, bu yüzden onlara güzel bir saltanat sistemi bağışladı ve başa tabii ki sayıca daha az olan seçilmiş(!) Tutsi kabilesinden insanları getirdi. Onlara “Siz seçkinsizin, sayıca azsınız ve daha değerlisiniz” dedi. Bir süre bu biçimlendirilmiş saltanat devam ettikten sonra artık ülkede gerçekten seçkin Tutsiler ve aşağı Hutular vardı. Hutular hor görülüyordu ve hakları gaspediliyordu. Yanlış giden birşeyler vardı ve bu daha başlangıçtı. Olaya biraz renk katmak açısından Ruandalı halkın kümliğine Hutu veya Tutsi diye damgalar basılıyordu sözde soyuna ait ki bu halkın birbirini daha yakından tanıması için önemliydi.
Beyaz adam burdaki adaletsizliğe bir son verip yeni bir sistem getirdi: demokrasi. Şu güzelim demokrasinin adaletine bakın ki bu sefer çoğunlukta olan ve yılların ezilmişliğini yaşayan Hutulara gün doğmasına sebep oldu. Artık vakit Hutuların -ve aslında beyaz adamın- vaktiydi. Hutular başa geçtiler ve adeta ayrım nasıl yapılırmış göstermeye başladılar Tutsilere.

Bu dönemler belki de mumla aranacak mutluluk vakitleriydi. Çünkü beyaz adam bu ayrımın şişede durduğu gibi durmasından rahatsız oluyordu. Bu durgunluğu gidermek için hiç çekinmedi büyüğümüz Fransa ve Belçika devletleri. Ürettikleri bu ayrıma bir son vermek anlamına da gelebilecek bir uygulamaya girişip KENDİ CEPLERİNDEN ödeyip Çinden binlerce pala sipariş ettiler. Eee vakit ayrımı yoketme vaktiydi; hem de palalarla.

Bir sabah Tutsilere karşı hep olumsuz yayın yapan radyodan “harekete geç” emri geldi: “Uzun ağaçları kesin, uzun ağaçları kesme vakti geldi” diye. Bu işaretle insanlar sokaklara döküldü ve üzerlerine düşeni yaptılar. Komşularını kesmeye gidiyorlardı hepsi de. Çünkü radyo öyle söylüyordu; “sabah sekiz akşam beş, bu sizin göreviniz hamamböceklerini öldürün”. Çünkü beyaz adam öyle istiyordu; “hamamböceklerini öldürün”. Öyle de oldu. İki ay gibi küçük bir zamanda tam 1 milyondan fazla insan katledildi beyazadamın ve diğer beyaz adamların gözü önünde. Bunu gören her beyaz adam diğerinden daha fazla suçlu olsa da bugün hiç suçlu yok beyazlar arasında. Yalnızca Ruanda da rehabilite edilmeye çalışılan komşu katilleri -ki onlar da siyah derili doğuştan suçlu kişiler.

Birçok hikayenin cani beyaz adamı vardır; bu hikayeninkiler Belçikalılar ve Fransızlar, bir de görüp görüp görmezden gelen birleşmiş milletler. Bunu da suçlamak suçlu bulmak için söylemiyorum ama bunu duymayanlar bile var dünyada. En azından bu kadarını bile bilmeyenler var. Bize ermenileri katlettiniz deyip de Ruandalıları birbirine düşüren Cezayirde katliamın başvezirliğini yapan Fransa hakkında bu kadarcık bile bilgiye sahip olmayanlar var ne yazık ki. Bunları bilerek ya da bilmeyerek talihsiz şeyler söyleyen insanlar var ne yazık ki.

Bilmeyenlere bildirmek için Hotel Rwanda filmini yapmış yönetmen Terry George. Çok da güzel yapmış. Bir sinema filmi olarak değerlendirmek sona kalıyor bence bu ür filmleri, önce vermek istediği mesajı güzelce verebilmiş mi buna bakılmalı, sonra etkileyici olabilmiş mi yeterince sarsıcı mı buna daha sonra da oyunculuğa sinemacılığa bakılmalı diye düşünüyorum ve bu film sonuna kadar başarılı bence.

“Lütfen Beni öldürmeyin, tamam söze veriyorum bir daha asla Tutsi olmayacağım”
Küçük bir Tutsi kızının Hutu caniler tarafından öldürülmeden hemen önce söylediği sözler…

Gerçek bir olaya, gerçek bir yaşantıya dayanan bu film için başarılı demek çok minik bir yorum olsa da teknik olarak ya da bir sinema yorumu olarak bundan fazlasını gereksiz görüyorum. Çünkü bu tür yorumlar bu filme gidilebilir mi, teknik olarak yeterli mi, eğlenceli mi, doyurucu mu gibi soruların cevaplarını bulmak için. Oysa bu film herşeyiyle yeterli ve bu filmi izlemek bir sorumluluk olsa gerek.

İşin en acı tarafı 1000 küsür Tutsiyi Hotel Rwanda da koruyan otel müdürü iç savaştan kaçıp bütün bunların sorumlusu olan Belçikaya sığınması ve halen daha orda yaşıyor.

Keşke yalnızca bir film olarak kalsaydı demek geçiyor insanın içinden ancak ne yazık bunlar oldu. Benim bu konuda bildiklerim bu kadar ama siz daha çok bilin çünkü su uyur beyaz adam uyumaz belli mi olur Avrupa birliğinin “medeni” hayvanları bu yaz güneşte çok yananlarla fazla güneşlenmeyenler arasında bir soy farkı olduğunu söyleyebilirler.

Allah korusun!

Reklamlar

Entry filed under: Genel. Tags: .

Karpuz seçimi :) Fahrenheit 9/11

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Takvim

Haziran 2006
P S Ç P C C P
« May   Kas »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

İstatistik

  • 42,824 sayfa görüntüleme

%d blogcu bunu beğendi: