Veeeeeeeee V

Mayıs 15, 2006 at 8:54 pm Yorum bırakın


İnsan söyeyeceği bir şeyi sırf yanlış anlaşılacak diye uzun süre söylememezlik etmemeli bence. O yüzden yazıyorum artık, yoksa daha kaç vakit beklerdim bilmiyorum. Her neyse sadece sinema eleştirmeni gibi sinema filmlerinde bahsediyor olsam da buraya yazmak istediklerimi yazmalıyım.

V uzun süre gitmek isteyip de gidemediğim bekleye bekleye içimde garip bir mayalanmaya dönüşen hayaliyle karşılamadı beni. Hep güzel dediler, hep orjinal dediler, hep ustaca dediler ama ben filmin fragmanını ilk gördüğümde ne hissettiysem izlediğimde aynı bilgi ve etki ile doldum. “Burda siyaset yapılmaz!” gibi bir ibare vardır bizim ülkemizin her sokak başında, siz hala görmediniz mi o tabelayı, bi daha bakın. Siyaset çok kötü bir şeymiş gib her yerde yasaklıdır bizim kültürümüzde. Ne zaman biri “Bu şöyle daha iyi olmaz mıydı” dese “Hopps hemşerim burası siyaset yeri değil!” gibi bir çıkış söz konusu olur. Madem siyaset kötü neden büyüklerimiz siyaset yapıyor.

Madem siyaset kötü neden en büyüklerimiz siyasetçi. E bunlar kafa karıştırıcı sorular olsa da biz biliyoruz zaten bazı şeyleri; siyaset kötüdür. Bu ahval ve şeraitle elin amerikalısı, elin ingilizi, elin çinlisi, elin rusu, elin almanı çok rahat siyaset yaparken bizde günah olmaya devam etti de biz bu hale geldik.

V for Vandetta sadece ve sadece bir rejim propagandası olarak ortaya çıktığında hepimiz bilmem ne kadar parar harcanan falanca aktörün oynadığı filanca yönetmenin yinettiği filme gittik. Hani bazı sanattan, kitaptan tiyatrodan, sinemadan vs anlamayanlar sorar ya kızgın kızgın: “Şimdi ne anladın bu aptal şeyden, ne kazandın?”. Aslında haklıdırlar zaman zaman ama bu sefer değil, bu filmde değil. Bu filme giden herkes birşeyler alıp çıkmıştır dışarıya. Birazcık da olsa bir ekleme vardır beyinlereki çözülmesi zor biyolojik çipe.

Film güzeldi, hoştu, başarılıydı, efektler iyiydi, senaryo akıcıydı, görüntüler, karakterler, dekor ıvır, zıvır her bişey güzeldi. Bir film olarak altın bronz platin ne tür heykelcikler varsa hepsini hakediyordu belki ama…

Bir kominist dünya özlemi anlatılıyordu filmde faşizm’in en korkunç yüzü kullanılarak.
Kim ne isterse onu yapsın mantığı fısıldanıyordu alttan alta.
Sapık ilişkiler her türlü terörü korkutacak kadar tehlikeli iken lezbiyen ve homoseksüel yaşam hoş gösterilmeye çalışılıyordu tek taraflı olarak.
İnsanların en zayıf tarafı olan özgürlük, mutluluk, sevgi vs kelimleri birini iyi göstermek diğerini kötü göstermek için kullanılıyor.

Faşizmin ne kadar karanlık bir ideoliji olduğunu anlatmaya gerek yoki zaten filmde yeterince güzel anlatılmış; bir başkan(şef, önder, lider, kurtarıcı) vardır herşey ondan sorulur, onun astığı astık, kestiği kestiktir; o herşeyi bilir; bazı siyasei dini toplumsal kurallar vardır ve kimse buna itiraz edemez, ederse gününü görür; bütün kurallar geleneksellikten, muhafazakarlıktan çıkma ya da din kaynaklıdır ve kesindir, mutlaktır. Toplum tek renk olmalıdır herkes devleti korumalı devletin korunması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır, herkes o devletin askeri koruyucusudur. Devlet tek ve mutlaktır dış dostluklar mümkün değildir. O milletin dostu ancak o millettir. Din tektir, başka dinler ve inançlar kabul edilemez vs vs vs.

Film üzerine düşeni gayet iyi yapmış ve faşizmin ne olduğunu ortaya koymuş; yalnız belli belirsiz ortaya bir anti-tez koyan film açıkça kominizmi savunmakta. Herkes istediğini yapsın, kimse lezbiyenlere, homolara karışmasın. E çocuklar birbirlerini sevmişler bize de halt yemek düşer zihniyeti içinde.

Orada lezbiyen birnin dramı anlatılmış: kız gayet masumdur, tek suçu sevmektir, sırf sevdiği için onca zulme katlanmıştır. İnsanın “vah yavrum!” diye içi sızlıyor. Eğer bir insanın suçunu göstermeden sırf infazını gösterirseniz suçlu suçsuz görünür. Ben biri sırf lezbiyen diye öldürülsün demiyorum ama bir lezbiyenin istediği herşeyi yapmasına çok rahat bir yaşam alanı bulmasına müsade edersem kendi çocuklarımın olmasını istemediğim birşey olmalarına izin veririm. Kimisi ne var lezbiyenlikte diye bunun tartışmasını yapabilir doğanın bütün kurallarına karşı ama ben yalnızca gerçek dünyanın, gerçekten güzel dünyanın manzarasını görmek istiyorum, insanların hayvani zevkleriyle başka bir yer yaptıkları mutasyon geçirmiş dünyayı değil. Bu filmde sapıklar ne kadar masum görünürlerse siz o kadar yakın duruyorsunuz onlara. Ama kimse bugünü, bugünkü çılgın iğrenç yaşamalrını düşünmüyor, yönetmense zaten olabildiğince gizlemeye çalışıyor ki sempati azalması olmasın.

Faşizm kötüydü anladık ama ortada duru bir komünizm devleti olmadığı onun iğrençliklerini görmediğimiz için ister istemez anti-tez bir ilaç gibi yutulmak zorunda kalınıyor. Tabii ki siz bir rejimin bütün kötü yönelrini sunarsanız anti-rejim bundan ekmek yiyecektir. Acaba ikisinin de aynı şekilde ustaca anlatıldığı iki film olsa, ikisi de aynı anda izlense insanlar ne düşünürdü; aynı şeylerimi? Hiç sanmıyorum.

BU rejim reklamarı arasında fırlayıp fırlayıp duran özgürlük ve aynı kökten gelme güzel kelimeler insanda bir cengaverlik duygusu oluşturuyor. “Hadi hadi be aslanım yen şu gavurları!” hissiyatı içinde birer akıncı oluyoruz hepimiz. Neden? Çünkü değerli olan güzellikler, özgürlük ve sevgi ondan yana, bizden yana. Sömürüle sömürüle bitirilemeyen bu laflar “Bu maskenin altında bir beden yok..bu maskenin altında bir fikir var bay creedy ve fikirler kurşun geçirmez.” cümlesiyle duygularda bir zirve oluşturarak mevtayı mezara tıkıveriyoruz. Ama ne oluyor; fikirler ölmüyor, özgürlükler ölmüyor, sevgi sonsuza dek baki kalıyor.

Gerçekte tabii ki böyledir. Ancak bir karanlık rejim bir diğerini anlatınca demek bizim değerlerimizi kullanıyormuş diyorum ben. Demek kötü bile kendini övmek çin güzeli kullanıyor. Şimdi zihnimizle oyunlar oynayan, beynimizi hazırlayanlar umarım hedeflerine erişemezler de biz mazlum olarak bu duyguları sızlayan dudaklarımızdan dökmeyiz kırım türkleri gibi.

V iki büyük despot, gestapo rejiminin bir tarafından üçüncü büyük kitleye anlatılmak için yapılmış başarılı bir film. Bu filmi de izleyip Wachovski kardeşlerin amacının sırf felsefe yapmak olmadığını da anlamış oluyoruz. V sonra…

Reklamlar

Entry filed under: Genel. Tags: .

Biz Türkler Karpuz seçimi :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Takvim

Mayıs 2006
P S Ç P C C P
« Nis   Haz »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

İstatistik

  • 42,824 sayfa görüntüleme

%d blogcu bunu beğendi: