Hayri Pıtır ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı
Ağustos 17, 2007
Sihir, büyü, abra-kadabra saçmalıklarından hiç hasetmememe rağmen nerden bulaştı bu Hayri Pıtır merakı ben de bilmiyorum. İlk Hayri Pıtır filmi çıktığında “Harry Potter ve Felsefe Taşı” adı ile dalga geçen bi cümle duymuş ve çok beğenmiştim: “Harry Potter ve Böbrek Taşı”
Canım çocuktuk tabi o zamanlar.
Ama başlıkta da görüldüğü gibi bu Harry başka harry. Bize çok yakın gördüğümden ona Hayri Pıtır demek daha doğru olur gibi geliyordu ve aramızdaki ilişki bu şekilde güçlendi.
Önce filmleri görsel olarak çok fazla zengin malzeme sunduğu için beğendiğim filmin hikayesi de biraz sarınca, “Yahu bunun kitabı daha zengindir, okumak lazım” dediydim de ilk kitabı okuyunca tamamenn hayal kırıklığına uğramıştım. Popüler kültürün içi boş sözleri, iç gıdıklayıcı kof hikayeleri bu kadar tutuyormuş demek ki. Diyorum ya hezetmiyorum ama bişiler ilgimi cezbetmeye devam ediyor hep.
En son geçen hafta sonu güzel bir sinemada güzel bir sinemasal keyif yaşama hedefimin saptığı noktada kendimi Hayri Pıtır izlerken buldum. E ne yapayım 14 salonun 7sinde bizim Hayri vardı.
Hayri geçen zamanda büyümüş kocaman bi velet oluvermiş tabi. İngilterenin en zenginleri listesinde 33. sırayı kapıp da başınız dönmüyorsa oradaki aptal ışıklı büyülerle başınız hiç dönmez zaten ama bu delikanlı o salak yetim çocuk bakışını hiç mi kaybetmeyecek canım. Hep masum, hep şaşkın, hep avanak bir hali var. Sanıyorum insanların onu sevimli bulmasını nedenleri arasında yer alıyor bunlar.
Burada Emma Watsondan bahsetmeden geçmeyeceğim, zira filmde görsel zenginlik var, görüntüler şahane dediğim işte buydu
Büyümüş, kocaman olmuş, serpilmiş, güzelleşmiş vs. Bir insan nasıl olur da sadece 17 yaşındayken bu kadar güzel olabilir anlayamıyorum. Aslında Hayrı Pıtır rolünü ona vermeleri lazımdı, haksızlık yapıyorlar bence
Neyse neyse. Zümrüdüanka yoldaşlığı denen bölümüm diğer bölümlerden hiçbir farkı yok bana göre. Her zaman olduğu gibi okul döneminde okula gitmeler, her zamanki şamata, her daim Hayri kötü adamla dövüşür falan.
Bunlara alıştık artık da bölüme özgü neler var. Aslında bakarsanız hiçbir şey yok. Ortamda sürekli bir gerginlik var ama olan biten hiçbirşey yo, fena halde sıkıcı bir tehdit titreşimi insanı bunaltıyor ve en sonunda yine de birşey olmuyor. Yok Voldemort gelip hepimizi mort edecek, yok karanlık Lord kafesten kaçtı da “ah vatanım” dedi, yok hayri sinirlerine hakim olamıyor bi doktora mı göstersek, yok ihtiyaç odası ortaya çıktı haydi hacet gidermeye vs. Yeni, etkileyisi birşeyler bulmak mümkün olmadı benim açımdan. İlk bölümlerinde akılda kalıcı bir iki şey bırakan bi serinin son filminin, büyük beklentilerle gidilen son filminin boş olması birçok kişiyi huzursuz etmiştir sanırım. Ateş kadehini çok sevmemiş olsaydın bu filme gitmezdim doğrusu, bi de sinema da daha iyi film olsaydı hafta sonu, bi de Hermonie olmasaydı, bi de şimşekler çakıp durmasaydı…
Vel hasılı kelam karanlık lorda karşı kurulmuş gizli saklı bir örgüt olan zümrüdüanka yoldaşlığı da fos çıktı, ben verdiğim sinema ücretine -ki bu konuya da bir ara değinmeyi düşünüyorum- ve geçirdiğim zamana üzüldüm.
İzlemediyseniz seçim, izlediyseniz de yorum sizin…
Entry Filed under: Kategorilenmemiş. Etiketler: Kültür Sanat Sinema.

Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed